Hapşırırken Kalp durur söylentisi doğru mu?

Hapşırırken Kalp durur söylentisi doğru mu?

Halk arasında Hapşırırken Kalp durur gibi söylemler vardır peki bu doğru mu?

Hapşırma sırasında vücudun kalp de dahil olmak üzere tek bir organı dahi çalışmasını anlık veya uzun süreli olarak durdurmamaktadır.

Peki bu söylentinin başlangıcı nedir?

Hapşırma davranışının şiddeti ve o anda hissedilenler, sanki organların bir kısmı duruyormuş gibi bir algı yarattığı için, antik zamanlardan bu yana hapşırma ile vücut faaliyetleri arasında bir ilişki var zannedilmiştir.

Hapşırmayı tetikleyen olgu, büyük çoğunlukla burun içerisindeki sinir uçlarının düzensiz uyarılmasıdır. Bu düzensiz uyarılma, beyinde burnun içerisinde rahatsız edici bir yapının bulunduğu şeklinde yorumlanır. Böylece “hapşırma” ismini verdiğimiz, yüksek şiddetli kasılma ve güçlü nefes verme refleksi devreye girer. Hapşırma refleksinin gerçekleştirilebilmesi için beyin derin nefes alma komutunu verir, bütün göğüs kafesi genişler ve gerilir. Gerilme sırasında akciğer basıncı hızla yükselir. Dil damağa yapışır, gözler kapanır ve beynin ikinci komutuyla akciğerlerdeki hava hızla dışarıya, burun ve ağız yoluyla çıkar. Bu süreçte, burnu rahatsız eden olgunun da sistemi terk etmesi hedeflenir. Gözlerin hapşırma sırasında kapatılmasının ve hiçbir şekilde bilinçli olarak açılamamasının sebebi tam olarak bilinmemektedir; ancak Massachusetts Göz ve Kulak Araştırmaları direktörü Dr. Bonnie Henderson bunun ana sebebinin ağızdan ve burundan çıkan mikroorganizmalardan ve parazitlerden gözü korumak olduğunu iddia etmektedir. Ancak birçok diğer bilim insanı bunun spesifik bir sebebi olmadığını, tek sebebin vücuttaki birçok kasın bu refleks sırasında kasılması sebebiyle göz kapaklarının da kasılarak kapandığını düşünmektedir.

Hapşırma sırasında olan olayların hiçbiri, kalbin çalışmasını etkilemez. Amerikan Kardiyoloji Koleji’nin eski başkanı Prof. Dr. Richard Conti, hapşırmanın insanda “kalbin teklemesi” hissini uyandırmasından ötürü böyle bir mitin yayıldığını düşünmektedir. Yapılan hiçbir araştırmada hapşırma sırasında kalbin işleyişinin aksadığına dair en ufak bir veri dahi bulunamamıştır.

Her kültürde hapşırmaya verilen cevaplar benzerdir. İngilizcede “Seni kutsuyorum (bless you)” veya “Tanrı seni kutsasın (God bless you)”, Almancada “Sağlık (Gesundheit)”, Antik Roma’da “Jüpiter seni korusun”, Türkçede “İyi yaşa” veya “Çok yaşa” ile sonrasında gelen “Sen de gör” veya “Hep beraber” cevabı, Hintçede “Yaşa” ve sonrasında gelen “Seninle birlikte” cevabı, Zuluda “Artık kutsandım”, Arapçada “Allah’a hamd olsun (Elhamdülillah)” ve daha nicesi… Tüm bunların kültürel inançlara bağlı olarak çeşitli kökenleri vardır; ancak genelde bunların en temel sebebi, Rönesans’tan beri batıl bir inanç olarak karşımıza çıkan “kalbin hapşırma sırasında durduğu” mitidir. Bunun haricinde bazı toplumlarda hapşırmanın şeytanları çağırdığı, ölümcül hastalıkların göstergesi olduğu, vb. inançlar da görülmektedir. Bunların elbette ki hepsi birer batıl inançtır.

Fotik Hapşırma Refleksi

Kimi zaman hapşırma refleksi oluşturamadığımızda, güneşe bakmamız tavsiye edilir. Bu bir mit ya da batıl inanç değildir! Bunun sebebi beyindeki sinir ağlarının kusursuz olmamasından ötürü gözden gelen uyarıların başka birçok organı da etkilemesidir. Beyindeki bu bağlantılar sebebiyle ani ışığa maruz kalma, burnumuzu kontrol eden beyin bölgelerini uyarabilir. Bu konudaki araştırmalar halen devam etmektedir ve genetik bağlantılar tespit edilmeye başlamıştır. Genomunda “fotik (ışığa bağlı) hapşırma refleksi”ne sebep olan genler bulunmayan kişiler, ışığa baktıklarında hapşıramazlar. Toplam nüfusun sadece %18-35 arasında bu genlerin bulunduğu düşünülmektedir. Bu konuyla ilgili buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Hapşırma Dinamikleri

Hapşırma refleksi başladığı andan itibaren tekrar durdurulamaz. Çünkü bilincimizin etkisinde değildir. Kimi zaman hapşıracak gibi olup da, hapşıramadığımızda, henüz refleks başlamamıştır; sadece beyin burun içerisindeki yabancı cisimlerce uyarılmaktadır. Ancak refleks bir defa başladı mı, birkaç saniye süren olaylar zinciri bilinçli olarak durdurulamaz.

Hapşırma Hızı

Hapşırığın hızı ortalama olarak saatte 120 kilometredir; ancak kimi zaman 160 kilometreye kadar çıkabilir. Bu yüksek hız sayesinde burnun içerisindeki yabancı maddelerin uzaklaştırılması hedeflenmektedir.

Uyurken Hapşırma

Uyurken hapşıramazsınız, çünkü beyinde hapşırmayı tetikleyen sinirler uyurken etkisiz durumdadır.

Hapşırırken Burun Tıkamak

Hapşırırken burnunuzu tıkamak, iddia edildiği gibi beyin damarlarında çatlamaya neden olmaz (veya olma ihtimali çok düşüktür); ancak yine de sağlığınız için zararlıdır. Çünkü hapşırmanın temel amacı burundan yabancı maddeyi dışarı atma isteğidir; ancak siz buna engel olursanız, yabancı maddelerin burunda birikmesine neden olursunuz. Ayrıca solunum yolunda burnun tıkanmasından ötürü biriken yüksek basınç, kulak zarına zarar verebilir ve geçici veya kalıcı sağırlık doğurabilir.

En Uzun Hapşırma

Kayıtlara geçen en uzun hapşırma, 978 gün boyunca, yaklaşık olarak her dakikada 1 defa hapşıran Donna Griffiths olmuştur. Worcestershire, İngiltere’de yaşayan bu şahsın beyninde geçici bir anormalliğin devrelerin düzgün çalışmasına ve hapşırma refleksinin kontrol edilmesine engel olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde üst üste defalarca hapşıran insanların beyinlerindeki sinir bağlantıları, genel ortalamadan farklıdır. Bu, beynimizin birebir aynı olmadığını ve her organımız gibi çeşitlilik gösterdiğini bizlere göstermektedir.

Kaynak: Evrim Ağacı

Yorum
Paylaş

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Show Buttons
Hide Buttons